Dolar 48,6593
Euro 55,9223
Altın 6.713,97
BİST 13.122,58
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 21°C
Hafif Yağmurlu
İstanbul
21°C
Hafif Yağmurlu
Per 24°C
Cum 24°C
Cts 26°C
Paz 25°C

Polikistik Böbrek Hastalığında Kadın Olmak: Görünmeyen Yükler, Sessiz Mücadeleler

Prof.

Polikistik Böbrek Hastalığında Kadın Olmak: Görünmeyen Yükler, Sessiz Mücadeleler
REKLAM ALANI
6 Mart 2026 12:03
133

Prof. Dr. Karakan, 8 Mart’ın kadınların görünmeyen sağlık yüklerini konuşmak için önemli bir fırsat olduğunu belirterek değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: “8 Mart, kadınların yaşamın her alanındaki varlığını ve mücadelesini hatırladığımız çok kıymetli bir gün. Ben bugün, kadınların hem bedenleri hem de ruhlarıyla taşıdıkları bir yük olan genetik hastalıklara dikkat çekmek istiyorum. Çünkü genetik hastalıklar yalnızca biyolojik değil, aynı zamanda derin bir psikososyal boyuta da sahiptir.”

Her 10 Diyaliz Hastasından 1’i Otozomal Dominant Polikistik Böbrek Hastalığı Nedeniyle Böbrek Yetmezliği Yaşıyor

ARA REKLAM ALANI

Otozomal Dominant Polikistik Böbrek Hastalığı; böbreklerde çok sayıda kistin ilerleyici biçimde büyümesiyle seyreden, zamanla böbrek yetmezliğine yol açabilen ve toplumda en sık görülen kalıtsal hastalıklardan biridir. Prof. Dr. Karakan hastalık ve tedavi ile ilgili şunların altını çizdi: “Otozomal dominant polikistik böbrek hastalığının günümüzde artık tedavisi mümkün. Uygun evrede tanı alan hastaların ilaç tedavisi ile hastalık sürecini yavaşlatabiliyoruz. Buna rağmen bilgi eksikliği ile diyaliz tedavisi alan her 10 hastadan biri bu hastalık nedeniyle böbrek yetmezliği tanısı almakta.”

Hastalığın otozomal dominant kalıtım göstermesi nedeniyle, hastalığı taşıyan bir ebeveynin çocuğuna hastalığı aktarma riski yüzde 50’dir. Prof. Dr. Karakan, bu bilginin özellikle anneler üzerinde ciddi bir psikolojik yük oluşturduğunu belirterek şunları söyledi: “Kadınlar bir yandan kendi sağlık süreçlerini; hipertansiyon, kronik ağrı ve böbrek fonksiyon kaybı gibi sorunları yönetmeye çalışırken, diğer yandan çocuklarına hastalığı aktarma ihtimaliyle yüzleşiyor. Araştırmalar, hastaların yüzde 62’sinin bu nedenle yoğun bir suçluluk duygusu yaşadığını gösteriyor. Bu suçluluk duygusu, bazı kadınların anne olma kararını dahi yeniden gözden geçirmesine yol açabiliyor.”

Genetik Hastalıklarda Toplumsal Baskı Özellikle Kadınlara Yöneliyor 

Genetik hastalıklar hem anneden hem babadan aktarılabilmesine rağmen, toplumsal baskının çoğu zaman kadına yöneldiğini ifade eden Prof. Dr. Karakan, kadınların evlilik ve annelik kararları üzerinden sorgulanabildiğini belirtti.

Genetik hastalığı olan bir çocuğun bakım sorumluluğunu üstlenen kadınların iş yaşamından uzaklaşabildiğini, sosyal olarak yalnızlaşabildiğini ve tükenmişlik yaşayabildiğini söyleyen Karakan, kronik hastalıkla yaşamanın depresyon ve anksiyete riskini de artırdığına dikkat çekti: “Kadınlar çoğu zaman hem kendi hastalıklarıyla hem de ailelerinin kaygısıyla aynı anda mücadele ediyor” dedi.

 Çözüm: Multidisipliner Destek ve Toplumsal Farkındalık

Prof. Dr. Şebnem Karakan, bu yükün hafifletilebilmesi için şu adımların atılması gerektiğini vurguladı:

  • Genetik danışmanlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması
  • Gebelik öncesi ve sonrası multidisipliner destek sağlanması
  • Psikososyal destek mekanizmalarının standart hale getirilmesi
  • Eşlerin ve aile bireylerinin sürece aktif katılımının teşvik edilmesi
  • Toplumsal farkındalık kampanyaları ile doğru bilginin yaygınlaştırılması

Prof. Dr. Karakan sözlerine şöyle devam etti: “Otozomal Dominant Polikistik Böbrek Hastalığı yalnızca böbrekleri etkileyen bir hastalık değildir. Kadının bedenini, ruhunu, annelik kimliğini ve sosyal yaşamını da etkileyen çok boyutlu bir durumdur” diyen Karakan, sözlerini şu çağrıyla tamamladı: “Genetik hastalıklar biyolojik bir gerçektir; ancak kadınlara yüklenen sosyal ve psikolojik baskı değiştirilebilir bir toplumsal tutumdur. Kadını suçlayan değil destekleyen, yalnız bırakan değil güçlendiren, korku üreten değil bilgi sunan bir yaklaşımı benimsemek zorundayız. Kadınların güçlü varlığını yalnızca 8 Mart’ta değil, yılın her günü desteklemek hepimizin sorumluluğudur.”

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.